Dalgıç Muaynesi

Sualtı ortamı bütün cazibesine rağmen yaşadığımız ortamdan farklı fiziksel koşullara sahiptir. Kişinin günlük aktiviteleri içinde önemsemediği veya farkında olmadığı birçok sağlık sorunu sualtı koşullarında hayatı tehdit edici bir hale gelebilir.

Sportif amaçlı dalış yapan dalgıçlar için ülkemizde ve dünyada sağlık standartlarını düzenleyen yasal bir yönetmelik yoktur. Ancak sağlıklı ve güvenli dalış için sağlıklı dalıcı adaylarının dalmaya başlamadan önce ve dalış yaptıkları her iki yılda bir periyodik olarak konuya hakim bir hekim tarafından muayene edilmesi önerilmektedir. Sağlık sorunu olan kişilerin ise mutlak sualtı hekimine danışarak dalış yapmasında fayda vardır.

Profesyonel amaçlı dalan kişilerin mesleki amaçlı yaptıkları dalışlar hem adet hem de süre açısından amatörlerin çok üstünde bir risk içerdiğinden, devlet tarafından görevlendirilmiş kurumlar bu dalgıçların dalış ruhsat yenilemelerinde özellikli muayene istemektedir. Bu amaçla çıkarılmış yönetmelik gereği; Hiperbarik Oksijen tedavi merkezi ruhsatı olan bir merkezde uzman sualtı hekimi tarafından yapılmayan muayeneler kabul edilmemektedir.

Dalış için uygun raporu verilmesini engelleyen hastalıklar nelerdir?
Orta kulak içine su girmesine yol açacak enfeksiyona, kalorik uyarana bağlı vertigoya neden olabilecek timpanik membran perforasyonu, havalandırma tüpleri gibi durumlar dalışa kontrendikedir.
Orta kulak eşitlemesini bozan başka bir deyimle kulak açmayı engelleyen her türlü patoloji, polip, rinit, ÜSYE gibi durumlarda geçici olarak dalış yapılamaz.
Dış kulakta kapalı hava boşluğu oluşturan böylece dış kulak barotravmasına zemin hazırlayan buşon, eksostoz, osteom gibi patolojiler dalışa engel oluşturur.
Meniere hastalığı ve benzeri kronik vertigo nedenleri sualtında oryantasyon kaybına yol açacağından sakınca yaratır.
Basınç değişimlerinin iç kulakta yıkım oluşturmasına zemin hazırlayan stapedektomi, orta kulak protezleri ve mastoid kemiği ilgilendiren kronik mastoidit, mastoid fistülü gibi patalojiler dalışa kontrendikedir.
Regülatör ağızlığının kullanımını olumsuz etkileyecek her türlü oral ya da maksillofasiyal deformitesi bulunanların dalması sakıncalıdır.

Dalış raporu verirken göz muayenesinde nelere dikkat edilmelidir?
Numaralı maske ile dalmasına karşın basınç ölçeri, dekompresyon tablolarını, saati, pusulayı göremeyen yakın görüş kusuru bulunanlar ile bir aygıt kullanmadan dalış eşini, tekneyi, dalış alanını göremeyecek düzeyde görme kusuru bulunanlar dalamazlar.

Sportif dalışlarda renk körlüğünün bir önemi yoktur. Yeterli görme keskinliğine ve alanına sahip olmak koşuluyla glokomu olanlar, retina dekolmanı geçirmiş ve halen risk altında olmayanlar ile kataraktlılar göz hekimince ve sualtı hekimince kontrol edilerek dalabilirler. Bu tür muayenelerin konuya spesifik akademik bir kurumda yapılmasında fayda vardır. Klinik olarak bu tür şüpheli göz hastalığı vakalarında Çapa Tıp Fakültesine hastaları yönlendirmeyi tercih etmekteyiz.
Son zamanlarda geçirilmiş bir oküler cerrahi ya da radikal keratotomi ise maske içinde bulunan havanın barotravma kaynağı olabilmesi nedeniyle dalışa engeldir.

Disbarik Osteonekroz hastalığı nedir?
Basınç değişimi altında yoğun çalışan Profesyonel dalgıçlarda özellikle omuz kalça ve/veya diz eklemlerini tutan ve bu eklemlerde ki kemiğin yapısını bozarak kalıcı sakatlığa yol açan bir hastalıktır. Profesyonel dalgıçlarda görülen bir hastalık olduğundan muayene sırasında bu etkinin oluşup oluşmadığının anlaşılması için bahsi geçen eklemlerin direk röntgen grafileri çekilmekte ve şüpheli bir oluşum görülmesi halinde sintigrafi ile takip edilmektedir. Disbarik osteonekroz hastaları kesinlikle dalış yapamazlar.

Epilepsi öyküsü olanlar dalış yapabilir mi?
Diğer sporlardan farklı olarak sualtı ortamında dalgıcın her an tam bilinçli olması gereklidir. Epileptik bir kişi atletizmle uğraşabilir. Oysa sıradan bir nöbet, sualtında yaşamla bağdaşmayacaktır. Bu nedenle epizodik bilinç kaybı öyküsü olanlar, nöbet geçirenler, SVA ya da geçici iskemik atak öyküsü olanlar dalamazlar. Çocukluk çağı febril konvülziyon öyküsü olanlar olgu temelinde ele alınabilirler. Dalışın başlı başına migren krizlerini ortaya çıkardığı ve sualtında özellikle kusma gibi komplikasyonların dalgıçları çok güç durumda bırakacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

Nörolojik bir hastalığı olanlar dalış yapabilir mi?
Nörolojik sekeli, medulla spinalis yaralanması öyküsü olanlar, benzer biçimde daha önce dekompresyon hastalığı geçirip nörolojik defisiti bulunanlar, sekel bırakmış kafa travması geçirenler dalmamalıdır.
İntrakraniyal operasyon geçirenlerin, demiyelizan bir hastalığı bulunanların, beyin tümörü bulunanların ve kafaiçi anevrizma ya da vasküler başka bir malformasyonu bulunanların dalması sakıncalıdır.

Kan hastalıkları dalış için kontrendike midir?
Orak hücre hastalığı, açıklanamayan anemi, polisitemi ya da lösemi dalışa kontrendikedir.

Kalp ve damar sistemi hastalığı olanların dalış yapması uygun mudur?
Geçirilmiş miyokard enfarktüsü, anjina ya da kroner arter hastalığı durumlarında dalış izni ayrıntılı muayenelerin sonucunda uzman kişiler tarafından verilir.
Kardiak septal defektlerde, aort ya da mitral stenozda dalış sakıncalıdır.
Su içine batma, soğuk, dalma refleksi gibi uyaranlar kendi başlarına kalpte ritm değişikliklerine yol açabilir. Ayrıca bu grup patolojiler egzersize normal kardiyovasküler yanıtı da bozarlar. Bu nedenle ritm bozuklukları bulunanların dalmaları sakıncalıdır. Tam kalp bloku, ikinci derece kalp bloku, egzersiz kaynaklı taşiaritmi, paroksismal atrial taşikardili ya da senkop ataklı Wolf-Parkinson-White sendromu, sabit hızda kalp pili kullanımı, egzersize normal kardiyovaksküler yanıtı bozan ilaç kulanımı bu kapsamda ele alınmalıdır.
Egzersize toleransı kısıtlıyacak düzeydeki arteriyel ya da venöz periferik damar hastalıkları da dalışa kontrendikedir.
Retinal, renal, kardiyak ya da vasküler yıkım oluşturmuş hipertansiyon dalışa engel oluşturur. Hangi yaşta olursa olsun 140/90 mm Hg’lik arteriyel basınç üst sınır kabul edilmelidir. Tuz kısıtlaması, kilo kaybı, diüretik kullanımı ile bu sınırın sağlanması kabul edilebilir. Beta bloker ve diğer ilaçlarla kontrolde ise daha ayrıntılı muayenelere gereksinim vardır.

Solunum sistemi hastalıklarının hangilerine dalış izni verilmez?
Solunum sistemi ele alınırken dikkat genellikle hava hapsine yol açabilecek lezyonlara yönelir. Akciğer çıkış barotravmasına yol açabilecek böylesi bir durum sualtı hekimliğinde en çok sakınılan sonuçlara yol açar. Bu nedenle radyolojik olarak saptanan bül, kavern ve kavitasyonlar, egzersiz ve soğuk havanın tetiklediği astım nöbetleri; kronik obstrüktif akciğer hastalığı dalıştan kesin elenme nedenidir. Çocukluk çağı astımlarında dalış izni ayrıntılı özel muayeneler sonucunda uzmanlarca verilmelidir.
Spontan pnömotoraksı olanların sağlam akciğerinde de benzer durumun gelişmesi diğer insanlara oranla daha anlamlı derecede fazladır. Gerek dalışın pnömotoraks gelişimine yol açabilmesi, gerek böylesi bir durumun basınç altında yaratabileceği tehlikeler gözönüne alınarak dalış izninin verilmesi gerekir.


Şeker hastalarının dalış yapması sakıncalı mıdır?
İnsüline bağlı diyabet durumunda dalış, sualtında bilinç kaybı ve boğulma riski nedeniyle sakıncalıdır. İnsüline bağlı olmayan diyabet olgularında ise eğer hipoglisemik atak öyküsü bulunuyorsa aynı kapsamda ele alınmalıdır.
Gaz hapsine yol açabilecek her çeşit karın duvarı hernisi cerrahi olarak onarılmadıkça dalışa kontrendikedir. Benzer biçimde sindirim sistemi barotravmasına kaynaklık edebilecek parösefageal ya da hiatal herni dalışa engeldir. Hiatus hernisi ayrıca karın içi basıncın artması ile reflü ösefajite de neden olabilir.

Gebelik ya da karın içi basıncı değiştirilebilen durumlarda dalışa izin verilir mi?

Her ne kadar bu konuda fetüs ile ilgili teratojenik ve iskemik çalışmalar yeterli değilse de gebelik durumunda dalış uygun bulunmamaktadır.